Akciğer Kanseri – Akciğer Kanserine Sigara Neden Oluyor

Yazan: sagocu_kiz 09 Mart 2010 Salı  
Kategori: SAĞLIK

Akciğer Kanseri – Akciğer Kanserine Sigara Neden Oluyor

sigaraninzaralari

Sigaranın ne kadar zararlı olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Ama nedense bir şekilde zararlarını bildiğimiz halde sigaraya başlayabiliyoruz.
Sigarayla birlikte ortaya birçok hastalıkta çıkıyor bunlardan birisi de akciğerde meydana gelen hastalıklar..

Akciğer kanserinin en önemli nedeni sigaradır.

Akciğer kanserinin en önemli nedeni sigaradır. Araştırmalar, olguların %90` ından sigaranın sorumlu olduğunu göstermektedir. Sigara dumanında 4.000`den fazla kimyasal madde vardır ve bunların en azından 40 tanesi kanserojen (kanser yapıcı) maddelerdir. Sigara dumanında bulunan kanserojen maddelerin başlıcaları benzen, aseton, benzopiren, butan, siyanid, metan, nikotin, akrolin ve hidrazin`dir.

İçilen sigara sayısı ve sigara içilen süre ne kadar fazla ise kanser riski de o kadar fazladır. Mesela, 20 yıl süreyle günde 2 paket sigara içen bir kişide akciğer kanseri riski hiç sigara içmemiş bir kişiye göre 70 misli daha fazladır.

Şunu asla unutmayın, ZARARSIZ SİGARA YOKTUR.

Akciğer kanseri riski, tütünü pipo ya da puro olarak içenlerde de artmıştır, ancak bu sigaradaki kadar yüksek değildir. Bunun nedeni, pipo ve puronun sigara kadar fazla içilmemesi ve dumanının derin olarak içe çekilmemesidir. Şunu da unutmayalım ki, pipo ve pura içenlerde de dudak, dil, ağız içi ve gırtlak kanserleri daha fazla görülmektedir.

NARGİLE DE SİGARA KADAR ZARARLI
Nargile de tütün içmenin bir başka türüdür. Tömbeki adı verilen özel tütünün yakılmasıyla oluşan duman sudan geçtikten sonra aynı sigara gibi içilmektedir.

Bir nargile içimi sırasında 3 gram tütün ve 5 gram kömür yakılıp, toplam 2.25 miligram nikotin ve 242 miligram partiküler madde alındığı bulunmuştur. Böylelikle bir nargile içimi sonucunda alınan nikotin miktarı, 50 tane sigara içilmesi ile alınan nikotin miktarına eşit olmaktadır. Nargile dumanındaki arsenik, nikel, kobalt, krom ve kurşun miktarı sigara dumanındaki düzeye göre de oldukça yüksektir.

PASİF SİGARA İÇİMİ
Sigara içmedikleri halde sigara dumanına pasif olarak maruz kalanlarda, yani dumanaltı olanlarda da kanser riski artmıştır. Dumanaltı olanlar iki çeşit dumana maruz kalırlar. Bunlardan biri, sigara içen kişinin içne çekip tekrar dışarı üflediği dumandır. Diğeri ise, sigaranın yanması sırasında ortaya çıkan dumandır ki, buna yan duman ya da ikinci el duman ismi verilir. İşte bu yan dumanda sigara içimi sırasında içe çekilen dumanda bulunan karsinojenlerin hepsinin bulunduğu gösterilmiştir. Hatta, bu duman sigaranın filtresinden geçmediği için, içindeki karsinojen maddelerin içe çekilen dumandan 100 misli fazla olduğu da belirlenmiştir.

Pasif sigara içimine bağlı akciğer kanserine, özellikle kocaları ya da babaları sigara içen kadınlarda rastlanır.

Araştırmalarda sigara dumanına maruz kalanların kan ve idrarlarında yüksek miktarlarda karsinojen maddeler saptanmıştır. USA`da yılda 3.000 kişi, pasif sigara içimine bağlı akciğer kanserinden ölmektedir.

Sigaraya erken yaşlarda başlanması ve dumanın derin olarak içe çekilmesi de kanser oluşumunu kolaylaştıran faktörlerdir.

Sigara bırakıldıktan sonra kanser riski yıllar içinde giderek azalmaya başlar. Sigara bırakıldıktan 10 yıl sonra kanser ihtimali, hâlâ sigara içmeye devam edenlerin 1/3`ü kadardır. Ancak, sigara içmiş olanlar sigarayı bıraktıktan yıllar sonra bile risk hiçbir zaman hiç sigara içmemişlerinki kadar olamaz. Bu nedenle, en doğrusu hiç sigara içmemektir. İçenler de, sigarayı ne kadar erken bırakırlarsa akciğer kanseri riskinden o kadar uzaklaşırlar.

LİGHT SİGARALAR ZARARSIZ MI?
Light sigaraların daha az bağımlılık yaptığı ya da daha zararsız oldukları büyük bir aldatmacadan başka bir şey değildir. Aksine, light sigaralar daha fazla içilmektedir, çünkü insanlar bunu bir çeşit zararsız sigara gibi algılamaktadırlar ve içindeki nikotin miktarı daha düşük olduğundan daha fazla sigara içme isteğine neden olmaktadır. Light sigaraların bir olumsuzluğu da, sigarayı bırakmak isteyenlerin daha hafif, zararsız diye bunlara yönelmesine neden olmalarıdır.

Light sigaralar gibi mentollü sigaraların da sağlığımıza verdikleri zararlar bakımından hiçbir farkları yoktur.

Yağları Eriten Diyet – Bedendeki Yağları Çözen Bitkiler

Yazan: sagocu_kiz 04 Mart 2010 Perşembe  
Kategori: SAĞLIK

Yağları Eriten Diyet – Bedendeki Yağları Çözen Bitkiler

Tüm zayıflama rejimlerine karşı beden sanki bağışıklık kazandı! “Kilo verdim ancak onları ancak geri almadığım zaman olmadı” diyenler son zamanlarda çoğunlukta.. Başta mate yaprağı ve keten tohumu olmak üzere toplam 10 bitkinin öğütülmüş formu, her fırsatta geri gelen kilolara çare oldu.

Yüzde 100 doğal bir yağ çözücü takviye olan bu bitkiler, aynı zamanda iştah kesici ve tok tutuyor. En önemli özelliği hareketsizlik ve aşırı gıda tüketimi sonucu vücutta oluşan yağ stoklarını yakması.. İçeriğinde kesinlikle kimyasal herhangi bir bileşim bulunmuyor. Tok tutucu ve yeme alışkanlığını düzenleyebilen bu bitkilerin vücutta stoklanmış yağları parçalayarak yakılmasını sağlaması kilo vermek isteyenlerin yüzünü güldürdü.

Zayıflatan şifalı bitkiler alanında uzmanlığıyla tanınan Doğal Ürün Uzmanı Volkan Kurt bu sezon yağları çözen bitkilere büyük bir talep olduğunu belirtti. İnsanların artık bu konuda bilinçli davranması gerektiğini vurgulayan Kurt, bitkilerin yağ eriten sırrını anlattı.

Uzmana göre, senelerce diyet yapıp faydasını göremeyenler, zayıflama hapı kullanmak istemeyenler, “kilo verdim ancak onları ancak geri almadığım zaman” diyenlere çare olan bir yöntem bu. Pek bir çok kişi istediği formda olamamaktan şikâyetçi. Çok aşırı kilolu olanlar yağları eritememekten, zayıflamış olanlar da bölgesel olarak incelemediklerinden yakınıyorlar.

Yağları bitkiler çözüyor

Yüzlerce insanla iletişim kuran Herbalium adlı kurum, asıl sorunun yağların yakılmasında ve giden kiloların bumerang gibi geri gelmesinde olduğunu belirledi. İçeriğindeki etken maddelerle iştah kapatan, açlık hissini bastıran bitkileri tespit eden şifalı bitki uzmanları, bunları bir araya getirerek, vücuttaki bazı bölgelerdeki ısrarlı yağların da erimesine çözüm buldu.

http://bitkiselzayiflama.net sitesinde bilgisi verilen bu doğal yöntem, düzenli kullanan kişilerde kısa süre içinde vücudun sindirim sisteminde rahatlamaya yol açıyor ve vücudun yakma mekanizmasını hızlandırıcı bir etki yapıyor.

Kilo kaybında etkili olacak şekilde, doğanın bir mucizesi olarak zenginleştirilmiş bu bitkilerle, hemen her yaştan insan zayıflıyor. Sağlık amaçlı kullanılan bitkilerle öğütülerek harmanlanmış bu karışım bir uyarıcı içermiyor ve yan etkisi yok. Hiçbir zararlı yan etkisi şimdiye kadar görülmedi.

Bumerang kilolara çare oldu

İnsanlığı bekleyen şişmanlık ve obezite tehlikesine doğal yoldan çözüm bulunması son derece sevindirici bir durum. Diyet ve sporla kilo veremedim ek bir çözüm yok mu diyenler içinse müjde oldu.

Ofiste ve evde devamlı birşeyler yiyen, devamlı atıştıran insanların iştahını kesmesiyle bir çok insanın günlük ritmi değişti. Herbalium Doğal Ürünler Merkezinin Müdürü Volken Kurtun ülkemizin topraklarında yetişen bu şifalı bitkilerin özellikle seçildiğini ve tam anlamıyla bir zayıflama kaynağı olduğunu söylüyor.

Metabolizmayı hızlandırmadaki katkısının ispatlanan, yağları yakan, köklerin, tohumların ve yaprakların insanlığın en büyük sorunlarından biri olan kilo problemine çözüm getirdiğini belirtiyor.

Avrupalı Türkler de kullanıyor

Metabolizmanın harekete geçmesine ve düzenlenmesine, artan metabolizma hızı yağ yakma kapasitesinin artmasına, hazmı kolaylaştırmaya yarayan bu mucize bitkiler sayesinde vücudunuzdaki fazla yağlarınızdan kurtulmanız kaçınılmaz.. Ancak her insanın farklı bir yaşam tarzı, beden yapısı ve beden ritmi olduğunu söylüyor Kurt.

“Her bedenin tepkileri, kilo alması ya da vermesi bir olmaz. Bu yüzden kilo verme hızınızı başkaları ile mukayese etmeyin” diyor. En bariz bir başka özelliği de iştahın dengelenmesi ve abur cuburun engellenmesi… Bitkisel kilo çözümleri arasında en etkili en zararsız olma özelliği ile en çok tercih edilen ürün haline gelmiş olması da yadsınamaz bir gerçek.

Obezlerde etkili

Avrupada yaşayan Türklerin de ilgi gösterdiği bu bitki karışımı aylık 4 – 5 zayıflatıcı etkiye sahip. Kimi kullanıcılar ilk 7 günlük kullanımın sonunda etki görebiliyor. Kimi kullanıcılar 30 günlük dönemde ancak etki görebilmekte iken kimi için daha erken veya geç olabiliyor. Bu değişkenliğin sebebi her insanın metabolizmasının; sindirim, dolaşım ve boşaltım sisteminin eşit hızda çalışmaması…

Bu formül obezite ile mücadelede de çok etkili oluyor. En fazla ilgi çekici yanı da yakılan yağların bir daha geri gelmemesi. Yani “gerçek kilo verme” denilen kalıcı zayıflamanın sağlanması.

Artık siz de bu doğal yolla farkında olmadan kilo verebileceksiniz. Zayıflama amaçlı kullanılan bu mucizevi bitkiler üstelik cildi de farkında olmadan güzelleştiriyor ve moral olarak da daha canlı bir yapı kazandırıyor.

Seks Türleri – Seks Çeşitleri

Yazan: sagocu_kiz 27 Şubat 2010 Cumartesi  
Kategori: SAĞLIK

Seks Türleri – Seks Çeşitleri

Bir çok çift değişik yeni stiller varken, rutin seks çeşitlerini deniyor. Oysaki seksologlar, sekste hep yenilikçi olmayı öneriyor.

Zamanı düşünmeyin ve romantik olun!
Fazla zamanla ödüllendirildiğinizde, partnerinizle birlikte sadece fiziksel değil, duygusal seksin de tadına varabilirsiniz. Seks yaparken sadece fiziksel hazzı değil, duygusal hazzı da düşünmelisiniz. Böylece hem birbirinize daha yakın hissedecek, hem de onu ne kadar sevdiğinizi gösterme şansını elde edeceksiniz.

Böyle durumlarda sadece kendinizi düşünmeyin, partnerinizin de zevk aldığını bildiğiniz şeyleri yapın.

Işık hızında seks!
Işık hızında ve çabucak. Bu şekilde seks adrenalinin tepeye vurmasını sağlar ve sizi bitkin bırakır. Bu aynı zamanda erkeğinize bir iltifat gibidir çünkü ona, onu ne kadar çok arzuladığınızı hissettirir.

Çok zor bir gün geçirdiğinde ya da morali çok bozuk olduğunda, bu partneriniz için oldukça makul bir moral hediyesi olacaktır.

Kendinizi gösterin!
Birçok kadın için yüzlerce insanın önünde bir konuşma yapmak, erkeğinin önünde kendini tatmin etmekten daha kolaydır. Fakat uzmanlar bir kadını mastürbasyon yaparken görmenin, erkeklerin fantezi listesinde oldukça üst sıralarda olduğunu söylüyor.

Bunu sadece tek kişilik bir gösteri olarak düşünmeyin, bu sayede ona sizi nasıl hoşnut edeceğini de göstermiş olacaksınız. Bir diğer yandan da bir erkeğin önünde kendini tatmin etmek, bir kadının en özel sırrını paylaşması gibidir.

Sevginizi hissettirin!
Her ne kadar aksi düşünülse de, insanlar sadece fiziksel zevkler için seks yapmazlar. Bazen sadece sevildiklerini ve bir başkasının onlara değer verdiğini hissetmek için partnerleriyle sevişmek isterler.

Sevişirken birbirinize ilgi göstermek ve onun rahat hissettiğini bildiğiniz şeyleri yapmak, bunu ona hissettirecektir. Tabi aynısını ondan beklemeye de hakkınız var!

Sınırlarınızı zorlayın!
Denemeniz gereken bir diğer yol da, komşularınızı uyandıracak türden. Ara sıra birbirinize karşı biraz vahşi davranmanızın hiçbir sakıncası yok. Böylece birbirinizi ne kadar arzuladığınızı gösterebilirisiniz. Üstelik emin olun ilişkinizdeki tutku da yeniden alevlenecektir

Kendinizi teslim edin!
Erkekler fethetmeyi seven yaratıklardır. Bu yüzden kendinizi onlara teslim ettiğinizde tahrik olacaklardır.

Kendinizi eşinize teslim etmek, sizin için de farklı bir deneyim olacaktır. Kontrolü ona bırakın ve sizi memnun etmesine izin verin. Merak etmeyin, erkekler bunu yapabilecek yeteneğe sahip, yolu siz göstermeseniz de bulabilirler…

Hükmeden siz olun!
Ara sıra dizginleri elinize almaktan çekinmeyin. Eşinize bu gece kontrolün sizde olduğunu söyleyin ve siz yönetin…

Her ne kadar erkekler sahiplenmeyi ve kontrol etmeyi sevseler de, siz böyle bir istekte bulunduğunuzda reddetmeyeceklerdir, hatta hoşlarına gidecektir. Denedikten sonra, bunun size de iyi geldiğini fark edeceksiniz.

Orgazm Olmakta Zorlananlar – Orgazm Güçlüğü Yaşayanlar

Yazan: sagocu_kiz 27 Şubat 2010 Cumartesi  
Kategori: SAĞLIK

Orgazm Olmakta Zorlananlar – Orgazm Güçlüğü Yaşayanlar

Sevişirken, birşeylerin içinize sinmediğini düşünüyorsanız ve bu seksten tam anlamıyla zevk alamıyorsanız, üstelik orgazm güçlüğüde yaşıyorsanız, bu konuya dikkat!!!

Ne yaparsanız yapın orgazm olamıyorsanız kabul etmeniz gereken iki gerçek var. Birincisi birlikte olduğunuz erkeğin sizi orgazma ulaştıracağına inanmıyorsunuz. Bu nedenle orgazm olmak için mastürbasyon yapmanız gerekecek. Gerçekte ilk orgazmını tek başına mastürbasyonla yaşayan çok kadın vardır. Diğer gerçek ise, nasıl orgazm olacağını öğrenmeniz gerektiğidir. Orgazm kadınlar için otomatik başlayan bir süreç değildir. Pratik yaptıkça daha mükemmelleşir. Çok fazla mastürbasyon yaparsanız, orgazm olmak o kadar kolay hale gelir. Bu iki gerçeği aklınızda tutun ve orgazm planınızı buna göre oluşturun.

Orgazmın ne olduğunu bildiğinizden emin misiniz? Sinemada, filmlerde orgazm yaşayan bazı kadınların hisleri ve durumu yansıtılmaya çalışılsa da bu tam olarak yaşanacak şeyi anlatamaz. En uç noktada olduğunuzda basınç hissediyorsanız orgazm olmaya hazırsınız demektir. İyi haber ise orgazm yoğunluğunu Kegel egzersizleriyle artırabilirsiniz. Bu egzersizler kaslarınızı kontrol etmenizi daha fazla haz duymanızı sağlayacak.
Kendinize bakın. Bir ayna alın ve kendinizi inceleyin. Orgazmı gerçekten istemelisiniz. Eğer ‘bunu yapmamalıyım, vücudum yeterince iyi değil, benden gerçekten hoşlanmıyor’ gibi negatif düşünceleriniz varsa elbette orgazm olmazsınız.  beyniniz bir seks organıdır: vücudunuzu hazırlamadan önce beyninizi hazırlamalısınız.

Sekse dair gizli duygularınız mı var? Çocukluğunuza göz atın. Çoğu kadın nasıl orgazm olacağını mastürbasyon yaparak anlar. Eğer aileniz seksin kötü olduğunu anlattıysa ve ergenlik döneminde kötü bir seks deneyiminiz olduysa kendinizi huzursuz hissedebilirsiniz. Mastürbasyon yine sizi rahatsız ediyorsa, başka bir isimle adlandırın. Beyninizin kötü olarak algılamadığı bir kelime ile ilişkilendirin. Seksi ‘eğlence’, ‘kendinize bir hediye’ olarak adlandırın.

Seks sırasında baskı hissettiğinizde hemen korkmayın. Kendinizi rahat bırakın ve anı yaşayın. Çoğu kadın orgazmda nasıl hissedeceğini bilmediği için korkar ve engeller. İlk orgazm deneyimi biraz tedirgin edebilir. Ben de ilk orgazm deneyiminde korkmuştum. Patlayacağımı ya da altıma kaçıracağımı sandım. Aslında olan sadece genital ve klitoral alana kan pompalanmasıydı. Bu basit bir orgazm anıdır, kanın vücudunuza geri çekildiğini anladığınızda mutluluk hissedersiniz. Ne olduğunu anlarsınız ve rahatlarsınız.

Bazen erken yaşlarda yaşanan travmatik sorunlar orgazm olmanızı engelleyebilir. Beyin bunun nedenini sizden gizler ve orgazm sırasında çok acı çekeceğinizi düşündürür. Beyin kadar vücudunuz da bu travmayı hatırlar.  Eğer bir şeylerin yanlış gittiğini düşünüyorsanız ve ne olduğundan emin değilseniz genellikle seks sırasında huzursuz hissedersiniz. Bu durumda bir terapistle sorunu bulmanız ve çözmeniz yararlı olacaktır.

Vazgeçmeyin. İki hafta boyunca 6 defa ya da 15 dakikalık seks girişiminde bulunun. İşe yaramıyorsa  farklı pozisyonlarda deneyin. “Orgazm olmalıyım” dan daha çok seksten zevk almaya odaklanın. Seks yaşamınızı renklendiren diğer alternatifleri gözden geçirin. Seksten keyif almanızı sağlayacak kafanızdaki fantezileri hayata geçirin. Yeni şeyler deneyin. Pelvik kaslarınız kasıldığında derin nefes almayı deneyin. Unutmayın; ilk orgazm deneyiminiz sizin sekse bakış açınızı değiştirecek, birden daha fazla orgazm olmanızı kolaylaştıracak.

Mide Ağrısına Şifalı Bitkiler – Mide Ağrısına İyi Gelen Bitkiler

Yazan: sagocu_kiz 24 Şubat 2010 Çarşamba  
Kategori: SAĞLIK

Mide Ağrısına Şifalı Bitkiler – Mide Ağrısına İyi Gelen Bitkiler

Mide ağrılarının nedenini birşeye bağlamak yanlıştır.Çünkü çok çeşitli sebeblerden dolayı mide ağrıları ortaya çıkar.Örneğin,fazla yemek yeme,hazımsızlık…vb. nedenler daha da artabilir.
Bu ağrıları dindirmek için yine soluğumuzu şifalı bitkilerde alabiliz.

MİDE AĞRISI
Tanımı: Midenin ağrımasıdır.
Nedenleri: Çok çeşitli nedenlere bağlı olarak ağrıyabilir.
Ancak biz burada; ani heyecanlanmanın, sinirsel gerginlik­lerin ve endişelerin vermiş olduğu, (ki bu ağrılar duygusallığın bir sonucu olarak mide salgılarıyla ilişkilidir) kişinin içinde bir kitlenin düştüğünü hissetmesine neden olan ağrılara, ve basit nedenlere bağlı olarak gelişen ağrılara öneriler getireceğiz.
Öneriler: Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı yabani karanfil çiçeği katılıp demlenmesi için kı­sa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde üç Öğün birer çay fincanı içilir.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı acı pelin katılıp soğuduktan sonra ağnh durumlarda yu­dum yudum aç karnına kullanılır.
* Bir litre suyun içine iki avuç kızılcık meyvesi katılıp kay­natılmasının ardından süzülerek günde üç öğün aç karnına birer su bardağı içilir.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine bir çay kaşığı tarçın katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzüle­rek günde üç Öğün birer çay fincanı içilir.
* Bir su bardağı soğuk suyun içine bir çay kaşığı benekli yılanyastığı katılıp sekiz saat beklendikten sonra, süzülerek, her öğünden önce ve sonra birer yudum olmak üzere günde altı yu­dum ve her seferinde bardak, sıcak suyun içinde ısıtılarak içilir.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan bir çay kaşığı üzerlik tohumu katılıp dem­lenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı içilir.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı anason katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
* Bir çay fincanı kaynar suyun iç’ine ince kıyılmış bir çay kaşığı sarı şebboy katılıp soğuduktan sonra ağrılı durumlarda günde üç çay kaşığı aralıklarla birer çay kaşığı olarak kullanılır. Daha büyük dozlarlarda kullanılması bitkinin zehirli olmasın­dan ötürü sakıncalıdır.
* Bir litre suyun içine bir avuç ince kıyılmış ceviz yaprağı katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde üç öğün ya­rımşar kahve fincanı içilir,
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı şahtere katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
* Bir litre suyun içine bir avuç ince kıyılmış mine çiçeği katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde üç öğün ya­rımşar kahve fincanı içilir.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı raziyane katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendik­ten sonra süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
* Bir litre üzüm sirkesinin içine, havanda iyice dövülmüş olan 3/4 anason katılıp kaynatılmasının ardından, süzülerek elde edilen anason posası alınıp üzerine yarım kahve fincanı yakılmış ve dövül­müş bir çorba kaşığı şap ilave ettikten sonra, iyice karıştırılarak te­miz bir tülbentin arasına konulup mide bölgesinin üzerine bağlanır.
* Bir litre suyun içine bir adet orta irilikte çam kozalağı ka­tılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan bir çay kaşığı havlıcan katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı içilir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan bir çay kaşı­ğı çörek otu ile bir tatlı kaşığı süzme bal karıştırılıp macun hali­ne getirildikten sonra yenilir.
* Bir çay fincanı soğuk suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı oranında ebegümeci katılıp demlenmesi için on iki saat bekletildikten sonra, süzülerek ılıtılmak için içi kaynar su dolu olan bir başka kabın içine ihyana kadar bırakılıp ardından, gün­de iki kez, sabah ve akşam olmak üzere içilir.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı oğul otu katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendik­ten sonra süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine bir çay kaşığı papatya katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzüle­rek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan bir çay kaşı­ğı tarhun tohumu ile bir tatlı kaşığı süzme bal karıştırılıp macun haline getirildikten sonra yenilir.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı kantaron katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı ısırgan otu katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklen­dikten sonra süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
* Bir litre suyun içine bir avuç ince kıyılmış beş parmak otu katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde üç öğün ya­rımşar kahve fincanı içilir.
* Bir adet iri baş soğan mikser yardımıyla sıkıldıktan sonra elde edilen suyu bir kahve fincanı suyun içine bir çay kaşığı ka­tılarak içilir.
* Bir çay fincanı soğuk suyun içine bir çay kaşığı eğir kökü katılıp oniki saat beklendikten sonra, süzülerek, her öğünden önce ve sonra birer yudum olmak üzere günde altı yudum ve her seferinde bardak, sıcak suyun içinde ısıtılarak içilir.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı aslandişi katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendik­ten sonra süzülerek günde üç Öğün birer çay fincanı içilir.
* Bir litre suyun içine bir avuç ince kıyılmış ayrık kökü ka­tılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
* Bir çay fincanı soğuk suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı oranında ökse otu katılıp demlenmesi için on iki saat bekletildikten sonra, süzülerek ılıtılmak için içi kaynar su dolu olan bir başka kabın içine ihyana kadar bırakılıp ardından, gün­de iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı içilir.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı gülhatmi katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendik­ten sonra süzülerek günde üç Öğün birer çay fincanı içilir.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı aynısefa katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendik­ten sonra süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı keçisakalı katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklen­dikten sonra süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.

Cinsel Gücü Artıran Bitkiler – Seks Gücünü Artıran Etkili Bitkiler

Yazan: sagocu_kiz 09 Şubat 2010 Salı  
Kategori: SAĞLIK

Cinsel Gücü Artıran Bitkiler – Seks Gücünü Artıran Etkili Bitkiler

Cinsel gücü artırmak adına bir çok faydalı bitki olduğunu biliyoruz. Fakat şimdi konumnuzda sunacamız bitkileri uzmanlar, seks gücünü arttırmada dahada etkili diye gösteriyor.

Uzmanlar, cinsel sorunların ortaya çıkmasında, psikolojik faktörlerin önemli ölçüde rol oynadığını söylüyor. Şifalı bitkiler, stres nedeniyle cinsel isteksizlik yaşayanların imdadına yetişiyor.

Bitki çayları: Vücuttaki sıvıların akışını hızlandıran bitki çayları içilince, kan dolaşımı hızlanır, tutkularda ve heyecanlarda artış olur. Enerji seviyesini de yükselten bitki çayları seks yaşamını canlandırır.

Ginseng: Binlerce yıllardır Çin’de ilaç yapımında kullanılan ginseng; hormonal sistemi uyarır, erken yaşlanma sürecini yavaşlatır ve göz ardı edilemeyecek güçler verir.

Rezene: Bilinen en eski afrodizyaklardan olan rezeneden her gün bir parça alınması cinsel gücü artırır. Rezenenin tohumundan çay da yapılarak içilebilir.

Lavanta: Salata ve yemek soslarına konan birkaç damla lavanta, seks hayatını güçlendirir.

Karanfil tanesi: Doğal afrodizyakların en güçlülerinden biri olan karanfil tanesi, yorgunluğa da iyi gelir.

Tarçın: İştah açıcıdır. Sinirsel rahatlık veren bir kokusu vardır. Gaz söktürücü ve antiseptik özellikleri vardır. Afrodizyak olarak da kullanılabilir. Kışın içilen bitki çaylarına konulabilir. Tarçın yağı hoş kokusundan dolayı masaj yağı olarak da kullanılabilir.

Hardal: Cinsel bezlerin işleyişini hızlandırır.

Yasemin: Likörleri kokulandıran, harika kokulu yasemin çiçeği, etkili bir uyarıcıdır.

Süsen: Süsen kökü tozu, her iki cins için de güçlü bir afrodizyaktır.

Meyan Kökü: Meyan kökünden elde edilen toz, maden suyu ile karıştırılınca kadınlar için çok etkili bir afrodizyak haline gelir.

Vanilya: Merkezi sinir sistemine etki ederek kokusuyla uyarıcı etki yaratır.

Roka: Bolca demir ve C vitamini içeren roka, alyuvarlar için iyidir. Ayrıca, cinsel gücü de artırır.

Maydanoz: Yemeklere lezzet katan maydanoz, cinsel yaşama da lezzet katar.

Kekik: Güçlü etkileri olan kekik, özellikle erkeklerde uyarıcıdır.

Arı Sütü: Cinsel bezleri geliştiren arı sütünün etkileri, kısa zamanda hissedilir.

Haşhaş Tohumu: Cinsel performansı artırır.

Polen: Son yıllarda afrodizyak olarak kullanılan polenin yapısında, belli ölçüde testosteron ve diğer cinsiyet hormonları bulunuyor. Ayrıca içerisinde birçok vitamin mineral ve amino asit bulunur.

Zencefil: Yüzyıllardır duyguları harekete geçirmek için hazırlanan içkilerin karışımında kullanılan zencefil, insanı daha ateşli yapar. (Kanı sulandıran ilaç kullananların dikkatli olmaları gerekiyor. Ayrıca, fazla tüketildiğinde de bağırsakları rahatsız eder.) Yemeklerde bahart olarak kullanılabilir. Balla karıştırılıp yenebilir. Bir hafta veya 10 gün kadar kullanılmalıdır.

Hamilelerin Dikkat Etmesi Gerekenler

Yazan: sagocu_kiz 07 Şubat 2010 Pazar  
Kategori: SAĞLIK

Hamilelerin Dikkat Etmesi Gerekenler

Sevgili arkadaşlarım, belki uzun uğraşlar sonucunda hamile kaldınız ve çok heyecanlısınız. Peki neler yapmanız gerekiyor… İşte cevaplar

Özellikle hamileliğini yaz aylarında geçiren anne adaylarının daha dikkatli olmaları ve bebek sağlığının anne karnında başladığını unutmamaları gerekir. VKV Amerikan Hastanesi Kadın Sağlığı Ünitesi uzmanlarından ve www.tupbebek.com sitesi medikal direktörü Dr. Senai AKSOY anne adaylarının nelere dikkat etmesi gerektiğini derledi.

Sıcakların yükseldiği günlerde aşırı sıcağa maruz kalan hamilelerin bebeklerinde çeşitli sakatlıklara kadar varan problemler yaşanabilir. Bu durumda anne adaylarının kendileri ve bebeklerinin sağlığı için son derece dikkatli olmaları gerekir.

Hamileler gebeliklerinin her döneminde güneş ışınlarından kendilerini korumalılar. Mutlaka gölgede bulunmaları veya tercihen üzerlerinde t-shirt ile dinlenmeleri ve yüksek koruma faktörlü kremler kullanmaları gerekir. Özellikle güneşin ışınlarının dik geldiği öğle ve sıcaklığın fazla olduğu öğleden sonraki saatlerde gerekmedikçe sokağa çıkmamaya dikkat etmemeliler.

Uzun süre sıcakta kalan hamile kadınların tansiyonunun yükselebileceği veya düşebileceği gibi, bu durum anne karnındaki bebek için de ciddi riskler oluşturabiliyor. Çünkü anne karnındaki bebek oksijen alıp karbondioksit verir. Tansiyon dengesi bozulan anne adayının bebeğinin gaz değişiminin aksamasından dolayı kanındaki oksijen seviyesinin olması gerekenin altına düşer, bunun sonucunda hem anne hem de bebek ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalabilir. Bunun yanında yaz aylarında ve özellikle plajda su kaybı her zamankinden fazla olacağı için sıvı alımına çok daha fazla dikkat edilmesi gerekir.

Ancak hamile bayanların gebeliğin her döneminde sıcaktan korunmaları asla güneşe çıkamayacakları anlamına gelmez. Anne karnındaki bebeğin güneş ışığına her zaman ihtiyacı vardır ve az miktardaki güneş ışığı ileriki yaşlarda şizofreniye yol açabilir. Yapılan bir testte, bir kişinin şizofren olma olasılığının, anne karnındayken aldığı güneş ışığı oranıyla doğrudan bağlantısı olabileceği belirtiliyor. Güneş ışığı alınmamasının D vitamini eksikliğine yol açacağını belirten bilim adamları, bunun da anne karnındaki bebeğin beyninin gelişimini etkileyebileceğini vurguluyorlar.

Hamile kadınlara yaz uyarısı

Yaz mevsiminde, özellikle gebe kadınların, aşırı ve bunaltıcı sıcaklardan ötürü vücutlarında sıvı kaybının artacağı ve bunun için de bol sulu gıdalar ile içecekler tüketmeleri ve açık renkli, ter yapmayan kıyafetler giymelerinde yarar var.
Ayrıca dengesiz tansiyon, sıcakların etkisiyle bayılmalara yol açabilir. Bunun için de mecbur kalmadıkça öğle saatlerinde dışarı çıkılmamalı.

Ayrıca hamilelik kadınların yaz aylarında tatile çıkmaları için engel bir durum değildir. Herhangi bir rahatsızlık söz konusu değilse ve doktorunuz izin veriyorsa her türlü ulaşım aracıyla seyahat edebilirsiniz. Örneğin hamilelik sırasında uçak yolculuğu en güvenli olanıdır. Yalnız seyahat edilecek uçağın kabin basıncının ayarlı olmasına dikkat etmelisiniz.

Hamilelik sırasında araba, otobüs, uçak ya da trenle seyahat ederken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Herhangi bir yerde uzun süre oturmak bacaklardaki kan dolaşımını etkiler ve ayak ile bileklerde şişmelere neden olur.

Bu nedenle her türlü yolculukta her 2 saatte bir mola vererek hafif yürüyüş yapmalı ve kan dolaşımı uyarılmalıdır. Bunun dışında oturur pozisyonundayken bacaklarınızı iyice ileri doğru uzatın, topuklarınızı merkeze alacak şekilde ayağınızı yavaşça kendinize doğru çekerek baldır kaslarınızı gerin. Daha sonrada ayak bileklerinizi sağa sola çevirin ve parmaklarınızı açıp kapatın.

Ancak hamilelik döneminde sorun yaşayan kadınların uzun süreli seyahatlere çıkmamaları konusunda özen göstermeleri ve iklim değişikliklerinin gebeliği olumsuz etkileyeceğini unutmamaları gerekir.

Egzersizin faydaları unutulmamalı

Egzersiz hareketleri ritmiktir ve kasların artan oksijen ihtiyacını karşılar. Kalp ve ciğerleri hareketlendirmeye yardımcı olur. Özellikle yaz sıcaklarında tansiyon dengesini düzenler ve oksijen üretimini, kullanımını artırır. Bu hareketler varis ve bacaklarda şişme riskini azaltırken bebeğin beslenmesine yardımcı olur.

Kasları güçlendirir ve sırt ağrılarını önler, böylece hem sıcaklığın hem de hamileliğin getirdiği ekstra yükü daha kolay taşımanızı sağlar. Ayrıca dayanıklılığınız artar ve doğuma daha kolay dayanırsınız. Tüm bunların yanında açlık hissini azaltır, daha iyi uyumanızı sağlar ve kendinizi güvenli hissetmenize yardımcı olur.

Hamilelik sırasında evde veya dışarıda yapacağınız egzersizlerin dışında yapılabilecek sporların en uygunu yürüyüştür, ikincisi ise yüzmektir. Ancak yaz sıcaklarından dolayı yüzme daha çok tercih edilen bir spordur. Yüzme esnasında alınan oksijen miktarı arttığı için dolayısıyla bebeğe giden oksijen miktarında da artış söz konusu olur. Yüzmeyi gebelikte en uygun spor dalı hale getiren faktörlerden birde yüzme bilen bir kişinin suda kendini yaralaması, düşmesi ve bir yerlere çarpmasının imkansız olmasıdır. Bir başka avantajı ise hamile kadınların kendilerini ağırlıksız hissetmesidir.

Bu özellikle gebeliğin son zamanlarını yaz döneminde yaşayan kadınlar için psikolojik açıdan oldukça önemlidir. Ayrıca su içerisinde terleme ve vücudun çok fazla ısınması mümkün olmadığından egzersizin bu tür olumsuz etkilerini ortadan kaldırır ve ayrı bir avantaj sağlar.

Gebelikte beslenme

Gebelikte kilo alımı çok önemli bir detaydır. Bu dönemde önerilen kilo alımı kişiden kişiye değişiklik göstermektedir. Önerilen kilo alımı ise şu şekildedir;
Normal kilolular 11,5 – 16 kg,
Kilosu düşük olanlar 12,5 – 18 kg,
Kilosu fazla olanlar 7 – 11,5 kg dır. Bu sınırlarda kilo alanların gebelik dönemine bağlı problemleri azalmaktadır. Tabi bu formu yapacağınız düzenli egzersizlerle yakalayabileceğinizi unutmamalısınız.

Yaz aylarında yapacağınız egzersizler ve dengeli bir diyet ile gebeliğin ilk yarısında ayda 1 kg, 20. haftadan sonra ise ayda 2 kg alarak sağlığınızı kontrol altına alabilirisiniz. Bundan daha fazla kilo alanların bebeğinin iri olma olasılığı ve sezaryenle doğum yapma olasılığı %20 ile %30 arasında artmaktadır.

Bunları unutmayın

1- Her gün en az 2 porsiyon C vitaminli yiyecekler yemeyi ihmal etmeyin.

2- Hamilelikte metabolizma değişimi vücudun çok terlemesine yol açar. Bu nedenle basit bir deodorant yerine terlemeyi azaltıcı ürünler kullanın.

3- Eğer sabah kendinizi hasta hissediyorsanız, yataktan kalkmadan önce birkaç tane tuzlu veya tatlı bisküvi atıştırın.

4- Özellikle yaz sıcakları nedeniyle meydana gelen terlemelerden dolayı her gün bol miktarda su için.

5- Banyonun size yaptığı sakinleştirici etkiyi unutmayın ve yatmadan önce banyo ya da ayak banyosu yapın. Banyo suyuna lavanta ya da gül yağı katmayı da ihmal etmeyin. Bu hem sizi rahatlatır hem de cildinizi yumuşatır.

6- Geceyi sessiz ve sakin geçirmek için akşam gezintilerine çıkın. Dışarı çıkıp dolaşmak hem anne adaylarının sinirlerini yatıştırır hem de anne karnındaki bebeği sakinleştirir.

Siyah Noktalar Nasıl Geçer ?

Yazan: sagocu_kiz 06 Şubat 2010 Cumartesi  
Kategori: SAĞLIK

Siyah Noktalar Nasıl Geçer ?

21 yaşına geldiğinizde siyah noktalar kendiliğinden yok olmayacaktır. Fakat siyah noktalardan uygun temizleme teknikleriyle kolayca kurtulabilirsiniz, yaşınız kaç olursa olsun. Tamamen cildinize ne kadar baktığınızla ilgili. Bol miktarda su için, taze meyve yeyip meyve suları için. Cildinizi temiz sade suyla yıkayarak temiz tutun.

Siyah noktalardan kurtulmak için ev yapımı tedaviler:

1. Kara Biber ve çökelek siyah noktalar için en etkili yöntemdir: Bir yemek kaşığı toz kara bibere kalın macun yapacak şekilde çökelek ekleyin. Sİyah noktaların olduğu bölgeye sürün ve kurumasını bekleyin. 5 -7 dakika sonra yıkayın. Bu sİyah noktalardan kurtulmak için etkili bir çözümdür.

2. Yulaf Ezmesi ve Yoğurt : 2 yemek kaşığ yulaf ezmesi ve 3 yemek kaşığı yoğurt alın. Bir yemek kaşığı limon suyu ve bir çay kaşığı zeytin yağı ekleyip karıştırın. Kasenin içinde güzel bir şekilde karıştırıp çırpın. Ellerinizi yıkadıktan sonra,öncelikle siyah noktaların olduğu kısma uygulayın ve sonra da tüm yüzünüze uygulayın. 5 – 7 dakika bekledikten sonra soğuk suyla yüzünüzü durulayın.

3. Mısır nişastasını sirkeyle karıştırarak macun haline getirin ve siyah noktaların bulunduğu bölgeye uygulayın. 15-30 dakika bekledikten sonra yıkama bezi ve sıcak suyla yüzünüzü yıkayın, bu yöntem siyah noktaları çıkartmanızda yardımcı olur.

4. Salatalığı soyup blenderda macun gibi olana kadar çırğın, çok sulu olmamasına dikkat edin. Yüz maskesi şeklinde yüzünüze uygulayın ve 25 dakika bekleyin. Bu uygulama yalnızca sivilce ve siyah noktaları temizlemiyor ayrıca cildinizi rahatlatarak tazelenmiş hissetmenizi sağlıyor.

Yataktaki Sorunlar Ve Çözümleri

Yazan: sagocu_kiz 04 Şubat 2010 Perşembe  
Kategori: SAĞLIK

Yataktaki Sorunlar Ve Çözümleri

Yatak odanızda ki sizi bıktıran ve ilişkinizi körelten sorunları önce tespit etmeli, daha sonra çözümler üretmelisiniz ki birlikteliğinizin ömür uzun, mutluluğu bol olsun.

Birbirlerini delicesine seven ve aralarında kuvvetli bir bağ bulunan çiftler bile yatakta ciddi mücadeleler verebiliyor. İşte size en bilinen problemler ve çözüm yolları…

Partnerinizle uykuya dalma süreniz farklılık gösteriyor ve uykuyla olan ilişkiniz zıt kutuplarda seyrediyorsa, aynı yatağı paylaşmak hiç de kolay olmayabilir!

Davranış Bilimleri Enstitüsü Yetişkin ve Aile Psikolojik Danışmanlık Merkezi psikologlarından Uzman Psikolog Eda Arduman, ABD’de yapılan bir araştırmanın, çiftlerin yüzde 12’sinin uyku sorunlarından dolayı ayrı yattıklarını gösterdiğini anlatıyor. İşte çiftlerin gece boyunca karşılaşabilecekleri sorunlar ve çözümleri…

Partneriniz hemen uykuya dalıyor, sizse konuşmak istiyorsunuz:

Eğer uykuya dalmadan önce sevgilinizle konuşma ihtiyacı duyuyorsanız, ilgi eksikliğinden yakınıyor olabilirsiniz. Ondan yatağa her zamankinden 10 dakika daha erken gelmesini rica edebilirsiniz. Yalnız şiddetli tartışmalar yapmak ya da önemli konulara değinmek yerine hafif ve eğlenceli şeylerden bahsetmeye özen gösterin.

Sevgilinizin belli bir uyuma rutini var, oysa sizin yok:

Uykuya dalmadan önce belli bir rutine sahip olmak olağandışı değil; öyle ki bazı insanlar bu rutinlerini yerine getirmeden uykuya dalamazlar. Partnerinizin de böyle sıkı bir rutin izlemesi mutlaka tüm gün yaptığı aktivitelerle ilgilidir. Ona kırılmayın ve anlayışlı olmaya gayret edin; sakın içinize kapanmayın. Size sırtını dönüp uyumadığı sürece onu güldürebilir ve tavırlarını sevgi dolu tuhaf alışkanlıklar dizisi olarak görebilirsiniz.

Uyandığında huysuz ve soğuk oluyor, oysa siz çok neşeli ve sıcaksınız:

Böyle bir durumda ona kızmak ya da yüklenmek yerine, rahat bırakabilir hatta sakinleşinceye kadar ortalıkta görünmeyebilirsiniz. Pozitif enerjinizi farklı aktivitelerde kullanabilir, sabah sporunun ardından güzel bir kahvaltı yapabilirsiniz. Bu arada partneriniz eski neşesine kavuşmuş olacaktır. Eda Arduman, sabah mizacı diye tabir edilen ruh durumunun eskiden yetişme şartları ve alışkanlıklarla ilişkilendirilirken artık kişilere özgü biyoritmlerle açıklandığını vurguluyor: “Beyin tarama teknolojilerinin ilerlemesi sayesinde artık biyoritm çeşitliliklerinde biyolojik kökenlerin rol oynadığına inanıyoruz. Bireylerin kendilerine özgü ritimleri vardır, iki kişi bazen uyumludur, bazen de ritimler kaçınılmaz olarak çatışır ve problemler yaşanmaya basşlar.” Arduman, sabahları henüz dünyaya iniş yapamamış bir insanı aşırı bir neşeyle karşılamanın karşınızdaki kişinin sıkıntısını artırabileceğini söylüyor. Bu yüzden yukarıda da önerdiğimiz gibi partneriniz neşesine kavuşana kadar uzakta olmanız iyi bir çözüm olabilir.

Yorganı sürekli kendine çekiyor, siz de yakalamaya çalışıyorsunuz:

Öncelikle bu durumun kişisel olmadığını, partnerinizin yorganı uykusunda bilinçsizce çekebileceğini aklınızdan çıkarmayın. Ayrıca böyle yapması her zaman onun egoist olduğunu da göstermez. Mesela iş yerinde kötü bir gün geçirmiş olabilir. Yanıtları bulmak için konuşmanız şart. Bu sorunu yaşadığınızda mizah anlayışınızı devreye sokmaya çalısın. Çift yorgan kullanmayı da deneyebilirsiniz.

Yatağa çok geç geliyor, oysa siz onun daha erken yatmasını istiyorsunuz:

Partneriniz yatağa erken gelip burada vakit harcamak yerine yapacak farklı aktiviteler bulduğundan sizi yalnız bırakıyor. Elbette bu durumda alınmanız ve özen görmediğiniz düşüncesine kapılmanız çok doğal. En iyisi onunla açık açık konuşun ve en azından haftada iki defa yatağa daha erken saatte gelmesini istediğinizi dile getirin.

Partneriniz televizyon izlemek istiyor, sizse uyumak:

Uzmanlar sadece bazı televizyonlarda mevcut olan saat kurma sisteminin kullanılmasını tavsiye ediyorlar. Saat belli bir süre için kuruluyor, o süre dolunca da televizyon kendi kendine kapanıyor. Uyku terapisti Miehael Breus çoğu insanın bu süre zarfında uykuya yenik düştüğünü belirtiyor. Uzman Psikolog Eda Arduman, bazı insanların uykuya dalmadan önce televizyon seyretmelerini ya da kitap okumalarını “dikkatlerini kendilerinden uzaklaştırıp başka bir noktaya odaklanarak kendilerini teslimiyete hazırlamaları” olarak açıklıyor.
Çözüm önerisiyse şöyle: “İki kişi birbirinin görüşünü paylaştıktan sonra uygulanabilir çözümler geliştirilebilir. Beraber çalıştığım çiftlerin kulaklık kullanmak, televizyonun sesini açmadan seyretmek ya da ayrı odalarda televizyon izlemek gibi çözümler bulduğuna tanık oldum.”

Kitap okumak istiyorsunuz, partneriniz ışıktan rahatsız oluyor:

Uyumadan önce kitap okumanız partnerinizin uykuya dalmasını zorlaştırabilir. Michael Breus, kitap okumadan uyuyamayanlara düşük voltajlı ampul kullanmalarını öneriyor. Eda Arduman, ışığa duyarlılığın, kişiden kişiye değiştiğini ekledikten sonra lambanın yönünü ayarlayarak ya da minik okuma lambaları temin ederek bu problemin çözülebileceğini söylüyor. Bu arada partneriniz uyku maskeleriyle de ışıktan korunabilir ve rahatça uykuya dalabilir.

Partneriniz sıcağı sevmiyor ama siz üşüyorsunuz:
Breus, ideal vücut ısısının 18 ila 22 derece arasında değiştiğini hatırlatıyor. Eğer bu iki derece arasında her iki tarafa da uyan bir ısı yakalanamıyorsa, o zaman partnerinizin yakınına sadece soğuk hava veren bir alet yerleştirebilirsiniz.

Horlaması sizi çok rahatsız ediyor:

Öncelikle eğer partneriniz sürekli horluyorsa, o zaman bir doktora görünmesi şart.
Uyku apnesi horlamaya sebep olabiliyor. Ayrıca burundaki nemi azaltarak soluk almayı kolaylaştıracak dekonjestanlarla da sorun giderilebilir. Bir de partnerinizin sırtını size dönüp uyuması horlamasını daha az duymanızı sağlayacaktır. Araya yastıktan bir duvar da örebilirsiniz. Bazen horlamayan eşin önceden uyuması da çözüm olabiliyor. Ağır yemek yemek ve içki de horlamayı tetikleyebilir. Ayrıca iyi bir yastık kullanmak çok önemli. Çok rahat ettiğiniz bir yastık satın alın ve eskimeden değiştirin. Kafa belli bir seviyedeyken hem rahatlık artabiliyor hem de horlama ihtimali azalabiliyor.
Son olarak bazı uyku ürünleri ve yastıklar alerjiye neden olabiliyor ve alerjiler de horlamayı tetikleyebiliyor. Alerji yapmayan yastıkları ve yorganları tercih edebilirsiniz. Odadaki diğer alerji tetikleyicileri de tespit edin. Bazı çiçek türlerinin ve tüylü hayvanların da alerjen olabildiği de unutulmamalı.”

Kim hangi tarafta uyuyor, neden? Uyumadan önce yapılacaklar

KİM HANGİ TARAFTA UYUYOR?

Bazı insanların her zaman yatağın belli bir tarafında uyumayı tercih ettiklerini biliyoruz. Bu durum uzun zaman boyunca sağ beyin ile sol beyin arasındaki üstünlük ilişkisiyle açıklandı. Günümüzdeyse uzmanlar kadınların bir ısı kaynağı ya da banyo yakınında uyumayı tercih ederken, erkeklerin kadınları korumak için içgüdüsel olarak kapıya yakın tarafta yattıklarını vurguluyor.

En iyi uyku ritüelleri

İlişki terapisti Diana Kirschner uykudan önce aksatmadan yapılan bazı ritüellerin daha rahat ve huzurlu bir uyku sağlayacağını, partnerinizle aranızdaki ilişkiyi daha da kuvvetlendireceğini söylüyor:

• Uyumadan önce mutlaka birbirinize tatlı rüyalar dileyin.

• Parmaklarınızı partnerinizin saçları arasında gezdirin ve başını usulca okşayın.

• Işıkları söndürün ve birbirinize gününüzün nasıl geçtiğini anlatın.

• En az iki dakika boyunca ellerinizi kavuşturun.

• Yanağına iyi geceler öpücüğü kondurmayı unutmayın.

Hamile Kalmak İçin Uygun Seks Pozisyonları

Yazan: sagocu_kiz 04 Şubat 2010 Perşembe  
Kategori: SAĞLIK

Hamile Kalmak İçin Uygun Seks Pozisyonları

Bir çok çift vardır ki evlat özlemi çeker, yada anne, baba olmak ister. Sevgili Melek’ler, hamile kalmak için hangi seks pozisyonları gereklidir biliyor musunuz? Gebe kalmanız için en uygun seks pozisyonları.

Kadınların herhangi bir ayda gebe kalma olasılıkları %20-25 arasındadır. Çiftler bilgi eksikliği nedeni ile yaptıkları bazı davranışlar yoluyla bu olasılığı azaltabilirler. Kısır olduklarını düşünen bazı çiftlerde alınacak basit tedbirler ve uygulanacak çok kolay yöntemler ile hiçbir tedaviye gerek kalmadan gebelik elde edilebilir.

Uygun zaman
Gebelik isteyen çiftler için cevaplandırılması gereken ilk soru en uygun zamanın ne olduğudur. Düzenli adet gören kadınlarda yumurtlama genelde adet siklusunun 14. gününe denk gelir. (adet kanamasının başladığı günden itibaren 14. gün). Ancak yumurtlama tarihinde sapmalar olabileceği, ve sperm ile yumurta hücresinin kadın vücudu içinde yaşama potansiyeli göz önüne alındığında 9 ile 15. günler arasında gün aşırı cinsel ilişki olması gebelik şansını yükseltir.
İlişkinin her gün önerilmemesinin sebebi erkeğin sperm kalitesini düşürmemektir. Her ilişkiden önce erkeğin en az 48 saat süreyle boşalmaması özellikle sperm sayısı düşük ya da sınırda olan erkekler için yararlıdır. Alınabilecek başka bir önlem de ilişkinin sabah olmasıdır. Boşalmanın olmadığı geceyi takip eden sabah erkeğin sperm düzeyleri en yüksek sayıdadır. Ancak bu ilişkiler yaşanırken “bugün mutlaka ilişkide bulunmamız gerekir” şeklinde stres yaratmak gebelik açısından olumsuz etki gösterir. Bu stresi gidermek için olayı kendi haline bırakmak veya egzersiz, yürüyüş gibi stres giderici faaliyetlerde bulunmak gereklidir. Unutulmamalıdır ki üreme sistemini yöneten bütün hormonlar hem fiziksel hem de ruhsal strese karşı hassasdır.

Uygun Şekil
Gebelik için uygun dönem saptandıktan sonra ikinci aşama cinsel birleşmenin şeklidir. Pek çok pozisyon gebelik için uygun ortam yaratmaz. Normal bir ilişki sonrası gebelik oluşabilmesi için spermlerin vajinaya uygun şekilde bırakılması ve vajinanın spermlerin rahim içine doğru ilerleyebilmesi için uygun pozisyonda durması gerekir. Bu şartları sağlayan pozisyonlar erkeğin üstte olduğu, kadın ve erkeğin yana doğru dönük olduğu pozisyonlar ile kadının diz-dirsek pozisyonunda olduğu şekillerdir. Erkeğin üstte olduğu durumda kadının kalçaları altına bir yastık yerleştirerek pelvisini yükseltmesi spermlerin doğru yönde ilerlemelerine yardımcı olur. Diz-dirsek pozisyonu ise özellikle sperm sayısı düşük olan durumlarda ek fayda sağlar. Oturur pozisyonda, kadının üstte olduğu veya ayakta olan cinsel ilişkiler gebelik elde etmek için uygun değildir.

İnsanlarda cinsel ilişkinin amacı büyük ölçüde haz almak olmasına rağmen biyolojik açıdan primer amacı soyun devamını sağlamak yani gebelik elde etmektir. Bu amaç dışında birleşme doğada sadece insanda ve birkaç türde daha olmaktadır. Gebelik elde etmek isteyen çiftler bu nedenle ilişki esnasında bazı etkinliklerden kaçınmalıdırlar. Bunların başında oral seks gelir. Tükrük içinde bulunan birtakım enzimler ve bakteriler spermlerin dölleme kabiliyetini azaltır, hatta spermlerin ölümüne neden olabilir. benzer şekilde anal seks de sperm aktivitesi üzerinde olumsuz etki yaratabileceğinden bu tür ilişkilerden kaçınılmalıdır. Yine benzer mekanizma ile ilişki esnasında kullanılabilen kayganlaştırıcılar da sakıncalıdır. Özellikle petrol bazlı olan vazelin, masaj yağları gibi maddeler kesinlikle kullanılmamalı, mutlaka kayganlaştırıcı kullanılması gerekiyor ise su bazlı olanlar tercih edilmelidir. Gebelik arzulayan çiftlerin su altında veya içinde ilişkide bulunmaları vajen pH’ı bozulacağından sakıncalıdır. Sıcak su da sperm sayısı ve hareketliliğini bozacağından önerilmez.

İlişki sonrası
Eğer ilişki sonrası kadın hemen ayağa kalkarsa fazla miktarda meni dışarıya kaçacaktır. Spermler rahim ağzına ulaşacak yeterli zaman bulamadıkları için bu durum gebelik elde edilmesi açısından önemlidir. Gebe kalmak isteyen bir kadın ilişkiden hemen sonra ayağa kalkıp idrar yapmaya ya da yıkanmaya gitmemelidir. İdeal olan kalçalarının altına bir yastık koyarak 20-30 dakika kadar yatmasıdır. Erkek de meni kaçağını azaltmak için birkaç dakika kadar kendini geri çekmemelidir.

Vajina dışarıdan kulanılan herhangi bir maddeye gereksinim duymadan kendi kendini temizleyebilen ve uygun ortamını yaratan bir organdır. Adet kanaması ve ilişki sonrasında dahi vajina sağlıklı kalabilmek için kendi önlemini alır.(Eğer ilişkiden sonra kötü bir koku duyuluyor ise bu enfeksiyonun belirtisi olabilir ve doktor kontrolü gerekir). Sadece gebelik isteyenlerde değil hiçbir kadında vajinal duş önerilmez.İlşiki öncesi yapılan duş vajen pH’ını değiştireceğinden gebelik şansını olumsuz yönde etkiler. Spermin yaşama şansı tehlikeye girer, ilişkiden hemen sonra yapılan duş ise spermleri ortamdan uzaklaştıracağından, şansı azaltır. Ayrıca duş, bakterileri kadın üreme sistemi içinde yukarılara doğru zorlayarak enfeksiyon ve dolayısı ile infertilite şansını arttırır.

Özet

* Gebe kalmayı planladığızda 3 ay öncesinden korunmayı bırakın
* Gebe kalmak için en uygun zamanda gün aşırı ilişkide bulunun
* Gebelik için uygun dönemdeki ilk ilişkiden önce ve iki ilişki arasında erkeğin 48 saat boşalmamasının ideal olduğunu unutmayın
* Sabah erken saatte ilişkide bulunun
* Kayganlaştırıcı kullanmayın
* Hiçbir zaman vajinal duş yapmayın
* Vajinanın doğal duruşunu sağlayan gebelik için uygun pozisyonları tercih edin
* Alternatif seks yöntemlerinden uzak durun
* Su altında ilişkide bulunmayın

Dileriz ki bu yöntemle, özlemini duyduğunuz bebeğinize sahip olursunuz.

Hayellerinizin gerçek olması dileğimizle…