Osmancık-Tarık Buğra Kitabının Özeti
Yazan: Kadir 24 Aralık 2009 Perşembe
Kategori: Kitap Özetleri
Osmancık-Tarık Buğra Kitabının Özeti
ROMANIN ADI: Osmancık
YAZARI: Tarık BUĞRA
SAYFA ADEDİ: 350
BASIM YERİ – YILI: İstanbul – 2004
YAYINEVİ ADI: Ötüken Kitabevi
YAZARLA İLGİLİ KISA BİLGİ:
Tarık Buğra (Akşehir 1918 – İstanbul 26 Şubat 1994). İlk ve orta tahsilini Akşehir’de tamamladı. Konya lisesini bitirdi. Çeşitli aralıklarla İstanbul Üniversitesi Tıp, Hukuk ve Edebiyat Fakültelerinde ikişer üçer yıl okuyup sonra vazgeçti. Akşehir’de çıkardığı Nasrettin Hoca gazetesi ile gazeteciliğe başladı. İstanbul’a gelince Milliyet, Yeni İstanbul, Haber ve Tercüman gazetelerinde fıkralar yazdı, sanat sayfaları düzenledi, Haftalık Yol dergisini çıkardı. “Oğlumuz” hikayesi ile Cumhuriyet gazetesinin hikaye yarışmasında ikincilik kazandı. Çınaraltı dergisinde hikayeler yayınladı. Sonra roman yazmaya başladı. Sanat eseri için her türlü basmakalıbı reddeden, hür ve bağımsız bir sanat anlayışını benimsedi. Güzel Türkçesi, derin tipleri, şiirli üslubuyla Türk tiyatro ve roman yazarlarının başında yer aldı.
ROMANIN ÖZETİ:
Osman Gazi Hân, ölüm döşeğinde; Allah’tan mehil istiyor, Bursa’nın fetih müjdesini alabilmek için. O, tâ bahardan badem ağaçlarının çiçeğe durduğu günden seçmiştir ölümü: “Oğul, ben öldüğüm vakit, beni Bursa’da şu gümüşlü kubbenin altına koy!” Osman gazi’nin, oğlu Orhan Beğ’ e vasiyetidir bu.
Bu, O’nun soy sop ülküsü yaptığı rüyasının gerçekleşmesi demektir. Ancak, o zaman gülümseyerek “hoş geldin, hoşnutluk getirdin” diyebilecektir ölüme.
Son göçe, tek başına çıkılan yolculuğa hazırlanan Osman Gazi Hân, şimdi, hayatı boyunca dinlediklerini, gördüklerini, deliliklerini, durulup arınışını, büyük yörüngeye oturuşunu; yerleri, halleri, kişileri ve büyük ülküsünün adım adım gerçekleşmesini hatırlamamaktadır. O, şimdi Uludağ’dan da büyük bir hatıralar dağıdır:
Osmancık’ın çocukluğu, herhangi bir çocukluktan farksızdır. Gençliği de öyle… Ele avuca sığmaz; nerede çalgı, orada kalgı günleri. Gücünün, kuvvetinin sahibi değildir; aksine gücü kuvveti, onun sahibidir. Kılıçta ve yayda üstünleştikçe değil meydan okumaya, bir yan bakışa bile katlanamaz olur. Gururu için yaşamaktadır.
Babası Ertuğrul Beğ, bir müddet Osmancık’ı takip eder, öğütler verir. Fakat sonradan onu kendi haline bırakır. Öteki oğlu Gündüz Beğ’ e önem vermeğe başlar. Osmancık, ağasını kıskanacak yerde rahatlamış ve mutlu olmuştur. Azâd edilmiş sayar kendini ve keyfince yaşamaya başlar. Tâ ki Şeyh Ede Balı ile tanışıncaya kadar.
Domaniç temmuzlarından birinde, Sivrikaya’ da Osmancık, Ede Balı ile karşılaşır. Gökte ay ve yıldızlar… Osmancık, yıldızlara bakarak “dünya ne kadar büyük!” diyor. Osmancık’ı gizliden gizliye takip eden Ede Balı: Dünya’yı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüz oğul! Hırsımız, sabırsızlığımız, bencilliğimiz. Önce bu yüzden küçülüyor sonra da Dünya’yı çok büyük görüyoruz, der ve ilave eder: dünya bir ömür için, bir TEK İNSAN için büyüktür. Bir soy için değil; bir soyun benimseyeceği, bir soya benimsetilecek bir amaç, bir inanç, bir ülkü için değil!
Osmancık’ın kafası ve ruhu altüst olmuştur. Öfkelenir, Ede Balı’ ya saygıda kusur eder. Ertuğrul Gazi, oğluna “Ede Balı’ ya sakın karşı gelme; bana karşı gel, ona gelme. Ede Balı soyumuzun ışığıdır” diye tembih eder.
Osmancık, Ede Balı’nın tekkesine gittiği bir gün Malhun Hâtun’u görür ve ona âşık olur. Töresince istetir. Ede Balı kızını vermez: Halleri müsavi değil, diye…
Bundan sonra Osmancık için değişim ve arayış dönemi başlar.
Yine tekkeye misafir olduğu bir gün, rüyasında Ede Balı’nın göğsünden çıkan bir ayın kendi göğsüne girdiğini, sonra bir çınar ağacı şeklinde dünyaya dal budak saldığını görür. Dört yana rahmet ve nur yağdıran bir çınar ağacıdır. Rüyanın tabirine göre, bu ay Malhun Hâtun, bu çınar ağacı ise Osmancık’ın kuracağı devlettir.
Osmancık artık değişmektedir. Kılıcını, yayını, topuzunu kendisi için değil, soyu sopu için, soyunun amacı için kullanmaktadır. Sonunda Ede Balı kızını Osmancık’a verir. Sade bir törenle evlenirler. Osmancık, artık yaşlanmış ola babası Ertuğrul Gazi’nin yerine beğ seçilir.
Osman Beğ, ilk iş olarak civardaki Türk boylarını birleştirir. Kendi buyruğunda ve hepsinin rızalarını alarak… Domaniç ve civarı dar gelmeye başlamıştır. Her gün yeni topraklar alınır, kaleler düşürülür yeni gelenler, tâ Orta Asya’dan ve daha yakın yerlerden gelenler, bu topraklara yerleştirilir. Savaş, akın, ganimetin paylaşılması, yerleşme biçimi, doğumlar, evlenmeler, dostluk ve düşmanlıklar her şey bir düzene bağlanmıştır. Herkes nefsini ve bencilliğini yok etmiştir; başkalarını, soylarının geleceğini düşünmektedirler.
Pazar yerlerinin emniyeti sağlanmıştır. Yöredeki herkes ( Rumlar dahil; Osman Beğ’ e tâbi olan herkes ) hayatından, ırzından, malından emindir.
Bu günlerde Osman Beğ’ in anası Cankız, ardından da 90 yaşındaki Ertuğrul Gazi vefat ederler. Orhan dünyaya gelir.
Bütün bu olup bitenler sırasında Osman Beğ’ in önemli meselelerinden birisi amcası Dündar Beğ’ dir. Dündar Beğ, ağabeyi Ertuğrul Gazi’den sonra beğliğin kendisinin hakkı olduğunu düşünüyor, Osman Beğ’ i kıskanıyor ve bozgunculuk ediyordu. Osman Beğ, saygısını bir an bile ihmal etmeden, amcasını uyarıyordu. Hatta bir gün Dündar Beğ’ e:
Elin öperim amuca, dizin öperim amuca. De ki davarın güdeyim, odunun kırayım amuca. Amma ko ki beğliğime eller taş atsın ki beğliğimi korumam zor olmasın. Ben bunda akıl isterim, rey isterim, ışık isterim.Yanılırsam doğruyu isterim. Ben bunda takaza istemem, dokunç istemem, kakınç istemem demiştir. Dündar Beğ aldırmaz, bildiğince devam eder. Düşman üstüne ılgar eden savaşçıları geri çağırır. Osman Beğ, bir yay darbesiyle amcası Dündar Beğ’ i düşürür.
Osman Beğ’ in ikinci oğlu Alaeddin dünyaya gelir. Mihail Kosses Müslüman olur. Töreye bağlılık şuuru, zayıfa yardım fazileti, din uğrunda göz kırpmadan ölüme gitme heyecanı Mihail’ i Abdullah yapmıştır.
İnegöl, Yarhisar, Aydos, Bilecik, İznik kaleleri alınır.
Zaman, geçip gitmektedir; Osman Beğ’ e rağmen… Alaeddin bile at bitmektedir artık. Orhan Beğ, Yarhisar tekfürünün kızı Holofira ile evlenir. Holofira’nın rızası, arzusu, isteği ve aşkı ile… Osman Beğ, gelininin adını Nilüfer olarak değiştirir. Müslüman olan Nilüfer, Osman Beğ’ e torunlar, Orhan Beğ’ e oğullar verecektir; Murad’ ı verecektir…
Selçuklu Sultanı, bir fermanla Osman Beğ’ in hanlığını tebasına duyurur. Artık Cuma namazlarında hutbe Osman Han adına okunmaktadır.
Şeyh Ede Balı rahmet-i rahmân’a kavuşur.
Orhan yavaş yavaş pişmekte, olgunlaşmaktadır. Hem gazada hem yönetimde. Osman Gazi Hân’ın etrafı boşalıyor. Baba dostları, yola beraber çıktığı yoldaşları birer birer âhirete intikal ediyorlar. Malhun Hâtun da vefat ediyor.
Osman Gazi Hân, hasta yatağında, iki aydır yatmaktadır. Kulakları nal seslerinde, Bursa’nın fetih müjdesini bekliyor. Derken ,müjdelerin hası, nal sesleri… Sungur dışarı fırlıyor ve göz açıp kapayıncaya kadar da geri dönüyor. Nefes nefesedir: Gözün aydın Hânım! Bursa bizimdir!
Osmancık, Osman Beğ, Osman gazi Hân; babası Ertuğrul Gazi’ye, şeyhi ve kayınpederi Ede Balı’ ya, kendinden önce giden baba dostlarına, yoldaşlarına ve Zümrüdü Ankası Malhun Hâtun’a mülâki olmak için gözlerini yumuyor. Mesut ve huzurlu…
ÂLAMLERİMİZDEN SEFER EYLER OSMAN GAZİ HÂN; BİR GARİP YOLCU GİBİ…
TAHLİL
ROMAN KİŞİLERİ:
Osman Beğ: Osmanlı Devleti’nin kurucusu. Bileği ve yüreği kuvvetli, âdil, nefsini yenmiş; kendini, soyuna ve soyunun ülküsüne adamış; dindar, neyzen, cömert, ahlaklı, dünya malına kayıtsız, yoksul, ataya ve anaya son derce saygılı, eşi bulunmaz baba;vefalı, muhabbetli, karısına deliler gibi aşık bir koca… Osmancık, Osman Beğ, Osman Gazi Hân Uludağ’dan da büyük bir hatıralar dağı… Ve Hâdis-i Şerif’in sıfatlandırdığı gibi: Tam bir garip yolcu.
Şeyh Ede Balı: Osmancık’ın kayınpederi. Devletin mimarı. Allah aşkı ve Kur’an adaletini temsil eden büyük mürebbi.
Malhun Hâtun: Ede Balı’nın kızı, Osman Beğ’ in hanımı, Zümrüdü Ankası… Güzelliği, hanımlığı, anneliği ile bir timsal.
Orhan Beğ: Osman Gazi Hân’ın büyük oğlu. Babası ve dedesi Ede Balı’nın manevi mirasçısı. Bursa fatihi.
Nilüfer: Asıl adı Holofira. Osman Gazi’nin “Nilüferleri pek andırır” dediği bir Rum kızı. Orhan Beğ’ in hanımı. Aşkı ve İslamı seçmiş ve buna layık olmuş bir güzeller güzeli.
Ertuğrul Beğ: Osman Gazi Hân’ın babası. Osman’ı yetiştiren adam. Orta Asya’yı, Söğüd’ e şahsında ve şahsiyetinde taşıyan insan.
Ve diğerleri;
Cankız (Osman Gazi’nin annesi), Dündar Beğ (Osman Gazi’nin amcası), Mihail Koses (sonradan Müslüman ve Abdullah olan bir Rum),Osman Gazi ve Ertuğrul Beğ’ in silah ve gönül dostları; Sungur, Akça Koca, Gazi Rahman, Derviş Uruz, Şeyh Mahmud, Ak Temür…
ROMAN MEKANI:
Romanın büyük bölümü Osmancık’ın çocukluğunu ve gençliğini geçirdiği Söğüt’te ve Domaniç’te geçmektedir.Buraları aynı zamanda beğliğin ilk merkezidir. Beğliğin büyümesi ve buna bağlı olarak beğliğin merkezinin değişmesi ile romanda mekan sürekli değişmektedir.
ROMAN ZAMANI:
Romanda olay süresi Osman Beğ’ in yaşamı boyunca geçen süreyi kapsamaktadır. Romanda Osman Beğ’ in doğumu ve ölümü ilgili tam bir bilgi olmadığından geçen süre bilinmemektedir.
ROMANDA OLAY:
Roman, Osman Beğ’ in yaşadıklarını, gördüklerini anlatmaktadır. Dünyaya sımsıkı bağlı olan bir insanın dünyada garip bir yolcu haline gelmesini anlatmaktadır. Cîhan devletini kuran irâde, şuûr ve karakteri anlatmaktadır.
ROMANDA ÜSLÛP:
Yazar romanda çok sade bir dil kullanmış, anlaşılmayan kelimelerden kaçınmıştır. Romanda yöresel ağzı bozmaması kullanılan sade dili bozmamış aksine romana akıcılık kazandırmaktadır. Ayrıca Şeyh Ede Balı gibi büyük bir şeyhin o insanı alıp başka dünyalara götüren sözleri insanı kitaba iyice bağlamaktadır.
ROMANIN ANAFİKRİNİN TESPİTİ:
Yazar, tarih boyunca görülmemiş bir devleti yani Osmanlı gibi bir cihan devletini kuran irâdeyi, bu irâdenin yaşadıklarını ve bu irâdeyi yetiştiren insanları anlatmıştır.
Coğrafya Harita Bilgisi Konusu ve Özellikleri
Yazan: Kadir 24 Aralık 2009 Perşembe
Kategori: Kitap Özetleri
Coğrafya Harita Bilgisi Konusu ve Özellikleri
HARİTA
Kuşbakışı görünümün
Ölçekli
Düzleme aktarılmasıdır.
Uyarı!:
Yeryüzünün bir bölümünün kuş bakışı olarak çizilmesiyle elde edilen şekillerin harita özelliğini taşıyabilmesi için, çizimin belirli bir ölçek dahilinde yapılması gerekir.
KROKİ
Kuşbakışı görünümün
Kabataslak (ölçeksiz)
Düzleme aktarılmasıdır.
PROJEKSİYON YÖNTEMLERİ
Haritalardaki bozulmaları en aza indirebilmek için bazı yöntemler geliştirilmiştir. Bunlara projeksiyon ya da izdüşüm yöntemleri denir.
1.Silindir Projeksiyonu
Ekvator ve çevresini gerçek alanı ile haritaya yansır. Buna karşılık Kutuplara doğru bozulma artar. Alan bozulur ancak şekil korunur. Deniz ve hava ulaşımında kullanılır.
2.Düzlem Projeksiyonu
Dar sahalarda büyük ölçekli haritaların çiziminde kullanılır. Haritanın orta kısmı gerçeğe yakınken, kenarlara doğru bozulma artar. Bu yöntemde açılar korunurken, şekil ve alan bozulmaları olur.
3. Konik Projeksiyon
Orta enlemlerde yer alan bölgeleri gerçeğe daha yakın gösterir. Bu yöntemle çizilen haritalarda şekiller bozulur, ancak alanlar korunur.
Uyarı!
Bir yerin gerçek yüzölçümü yükseklik ve çukurluklar dikkate alınarak hesaplanır. İzdüşüm yüz ölçümde ise her yer düzlük kabul edilir.
Bunun sonucu olarak bir yerin gerçek yüz ölçümü ile izdüşüm yüzölçümü arasında fark büyük ise o yer engebeli, fark az ise düzlüktür. Fark Doğu Anadolu Bölgesi’nde en fazla iken, Marmara Bölgesi’nde en azdır.
Harita Çiziminde Dikkat Edilecek Hususlar
İlk olarak haritanın kullanım amacı belirlenmeli ve amaca uygun konu başlığı konulmalı
Küçültme oranı (ölçek) belirlenmeli.
Enlem ve boylam gösterilmeli.
Eğer alan küçük ise yön işareti konulmalıdır.
Lejant belirtilmeli
Lejant: Haritalarda kullanılan işaret ve renklerin ifade edildiği tablodur
Çizim yöntemi belirlenmeli.
Kişisel Gelişim İle İlgili Önerilen Kitaplar Listesi
Yazan: Kadir 24 Aralık 2009 Perşembe
Kategori: Kitap Özetleri
Genç Girişimcilerin Başarı Sırları

TÜGİAD tarafından okurlara sunulan Genç Girişimcilerin Başarı Sırları, hayatımızın değişik evrelerinde karşımıza çıkan problemlerin girişimcilik için kaçınılmaz birer fırsat olmasından yola çıkarak, bugünün ve yarının girişimcilerine yol göstermeyi amaçlayan bir kitap. Türkiye içinden girişimcilerin başarı hikayelerini, karşılarına çıkan zorlukları nasıl yendiklerini ve izledikleri stratejileri akıcı bir dille hikaye tarzında okuyucularına sunuyor. TÜGİAD Yönetim Kurulu Başanı Murat Saraylı’nın da görüşlerini de yer verilen kitapta Saraylı, girişimcilerin keşkelerini azaltabilmeleri, sabır ve istikrarla hedeflerine ulaşabilmeleri için tavsiyelerde bulunuyor.
Uzun maratonlara hazırlanan genç girişimciler için “Onun yerine ben de olabilirdim” cümlesini kurmak yerine “Onun yerinde olmak için ne yapabilirim ve nasıl bir yol izlemeliyim?” sorusunu sordurtmayı hedefleyen TÜGİAD, yaşanmış tecrübeler üzerinden de başarının sırlarını okuyucularıyla paylaşıyor. Genç girişimcilerin başarıya ulaşmalarında cesaret, risk, özgüven, azim, inanç, gibi kavramların öneminin ortaya koyuyor. Kitapta Baymak, Galatasaray Holding, Fibrebeton, Aras Holding, Akfen Holding, Küçükçalık Holding,ODE, Kale Radyatör, Ece Seramik, Balnak A.Ş, Solaris A. Ş. Demirer Holding firmalarının girişimci hikayelerine ve başarılarına yer veriliyor.
Erk Acarer’in editörlüğünü yaptığı kitapta anlatılan hikayeler birinci ağzıdan anlatımlarla okuyucular için daha da çekici hale gelmiş.
İçindekiler:
- İnatçı, İnançlı, Kararlı Bir Yatırımcı—Orhan Turan
- Güce ve Cesarete Atılan İmza—Murat Akdoğan
- Kaleyi Sağlamlaştıran Komutan—Hayati Kaya
- Çorum’da Aslan Değil, Dünyada Kedi Olmak—Erdem Çenesiz
- Taşımacılık Sektörüne Yeni bir Anlayış Kazandıran İsim—Lütfü Aygüler
- Yapıda “Haute Couture” Devrinin Öncüsü—Dündar Yetişener
- LPG Sektöründe Bir Duayen—Bedii Oktay
- Düşlerinin Peşinden Giden Kargocu—Celal Aras
- İstanbul’un Penceresini Dünyaya Açan Yönetici—Hamdi Akın
- Türkiye’nin Çöpünü Uzak Doğuya Satıyor—Fatih Üçkuzular
- Esnaflık Kriterleri ve Aile Değerleriyle Bütünleşmiş Bir İş Yaşamı—Yılmaz Küçükçalık
- Sudan İşlerle Uğraşılmıyor Havadan Para Kazanıyor—Erol Demirer
Hamili Kitap Yakınımdır!

Elma Yayınevi, 2005, 208 Sayfa
Hakan Yaman
Hakan Yaman, sizlere iş bulmanızı sağlayacak bir torpil buldu!
“Eyvah! İş Görüşmesi”nden sonra yeni kitabı “Hamili Kitap Yakınımdır!” ile büyük alkış toplayan Hakan Yaman, kitapçıların raflarında verdiği sıra dışı resmiyle dikkat çeken yeni kitabını şöyle tanıtıyor:
“Nereden çıktı şimdi bu kitap? Konuş, ne gerek vardı?”
Yukarıdaki soruların bol taneli, yoğun şıralı ve sizi derinden etkilemeye güdümlü bir yanıtı yok. Zaten biliyorum, “Ulvî güçler, satır aralarına gizlenmiş şifreli bilgilerini insanlığa ulaştırmak için, beni bir mecra olarak kullanıyor” deseydim bana zırnık kadar inanmazdınız…
Daha klâsik geyiklere girip, “Efendim, her gün ofiste en az dokuz-on saatimiz geçiyor; yani iş hayatı bizim için çok önemli” ahkâmını kesseydim, “Kardeşim yedi saat de uyuyoruz; ama uyku, rüyalar ve uykusal hâller üzerine bir kitap benim hiç ama hiç ilgimi çekmiyor” diye terso bir yanıt yapıştırırdınız.
Ya da, artık şu herkesin ezbere bildiği, “Ölüm döşeğindeki kimse ‘Ah ofiste bitmeyen işler kaldı, keşke onları bitirebilseydim,’ demez, ailesiyle birlikte olmak ister” teranesini tekrarlasaydım bu kez de, “Sen bizim patronu tanımıyorsun. İşi bir saat geciktir de bak bakalım ölümün öyle yataktaki adam kadar rahat oluyor mu?” diyerek lafı ağzıma tıkardınız.
Kitabın eşkâli insan kaynakları; ama ben bir insan kaynakları uzmanı değilim. Daha çok, uzman bir insan kaynağıyım. Çalışmanın, işsizliğin, iş aramanın, iş kaybetmenin insanlar için ne kadar önemli olduğunu fark eden birisiyim.
Bizde bir makama gelen ve nüfuz sahibi olan kişi ilk olarak ne yapar? Hemen akrabalarını ve memleketlilerini yanına aldırır veya onlara tanıdık bir şirkette iş ayarlar. İşte bu kitabın yazılma amacı da odur. Açık ifade etmek gerekirse, bu kitap bir torpil ve adam kayırma girişimidir!
Ama benim gariban torpil biraz farklı. Bunca yıl sonra bile ensesi kabarık birisi olamadığım için, size pozisyonların kapılarını açabilecek bir kartvizit veremiyorum. Onun yerine, iş aramanın inceliklerini, işsizliğin panzehiri yöntemleri, çeşit çeşit Türkçe, İngilizce özgeçmiş örneklerini, kritik kariyer durumlarını ve benzer konulardaki düşünce ve önerilerimi sunuyorum. Eğer onları hayata geçirebilirseniz, en sağlam torpili de kaptınız demektir.
İtalyan film ‘ll Postino’da (Postacı), postacı Mario Ruoppolo şair Pablo Neruda’ya şöyle der: “Şiir, yazana değil ona ihtiyacı olana aittir.” Eğer bu doğruysa, bir kitap da yazarından çok, içindeki bilgileri kullanmak ve hayata geçirmek isteyene ait olmalı…
Zaman zaman içeriği hafif, hatta geyik bulabilirsiniz. Hoş görün. Fazla gerçekçilik iyi değildir. En azından kolalı yaka ciddiyetindeki gerçekler bizi bozar. Çoğumuzun yoğun iş temposu içinde yapabileceği tek kas egzersizi olan gülmeyi de bu arada ayağınıza kadar getirmek istedim.
İş hayatı, insanı ezip, öğütüp, elde edilen unla birbirine tıpatıp benzeyen kurabiyeler pişiren bir fırın olmamalı. Biraz ayrıksılık, düzeni değiştirmek, bireysellik ve az biraz da protesto çalışan insan iyi gelir diye düşündüm…
İçerik
* Önsöz
* I. Bölüm: Tanrılar Gülüyor Omalı
* Tanrılar Gülüyor Olmalı
* Tehlikeli Yolculuğa Hazır mısınız?
* Yetenek Ekonomisi
* Bizden de Bir SOHO Çıkar mı?
* Beyinlerimiz Neden Göçüyor?
* Nerden Başlasam, Nasıl Anlatsam?
* Temel İşgüdü
* Ben Bunca Yıl Bunun İçin mi Okudum?
* Bana Hikaye Anlatma
* Ankete Katılın, Geleceğinizi Öğrenin
* II. Bölüm: Herkes Bir Gün İşsizliği Tadacak
* İşten Çıkarılacağınızın 10 İşareti
* Bir İşsizin Günlüğü
* III. Bölüm: İş Aramanın İncelikleri
* İş Arama Kontrol Listesi
* Yanlış Kariyer Seçimlerinin 5 Tipik Nedeni
* Çalışırken İş Aramanın İncelikleri
* Çevrenin Genişliği mi Yoksa İşlevi mi Önemli?
* Fazla Mal, Bal Gibi de Göz Çıkarır
* Gerçeği, Yalnızca Gerçeği
* Garantili İş Bulamama Teknikleri
* İş Görüşmesi Sözlüğü
* Adayı Anlama Rehberi
* Kötü Özgeçmişlerin 5 Ortak Noktası
* Turkstar’dan İş Görüşmesi Dersleri
* Kötü Yöneticinin İş Görüşmesi Kılavuzu
* Reddedilmenin İncelikleri
* İş Görüşmelerinin Beklenmedik Anları
* İş İlanlarını Kullanma Kılavuzu
* Beklemekle Geçti Hayatım
* Bir Teklifim Var Çocuklar
* Yeni Başlayanlar İçin Maaş Pazarlığı
* IV. Bölüm: Çalışsan Bir Türlü, Çalışmasan Başka
* İş Hayatının 7 Ölümcül Günahı
* Profesyonel Terimler Sözlüğü
* Gitmek mi Zor; Kalmak mı?
* Kötü Yöneticinin Performans Değerlendirme Kılavuzu
* Yukarıyı Yönetmenin Tilkilikleri
* Godot’tan E-Posta Beklemek
* Kariyerinizin En Savunmasız Anları
* Kimya Canavarı Can Yakıyor
* Ofis Profillerini Tanıyor musunuz?
* Enflasyona Ağıt
* V. Bölüm: Ekler
* Mükemmler Bir Özgeçmiş Hazırlamanın Kuralları
* Ek-1 İşlevsel Özgeçmiş Örneği-Türkçe
* Ek-2 İşlevsel Özgeçmiş Örneği-İngilizce
* Ek-3 Kronolojik Özgeçmiş Örneği-Türkçe
* Ek-4 Kronolojik Özgeçmiş Örneği-İngilizce
* Ek-5 Karma Özgeçmiş Örneği-Türkçe
* Ek-6 Karma Özgeçmiş Örneği-İngilizce
* Ek-7 Yeni Mezun Özgeçmiş Örneği-Türkçe
* Ek-8 Teşekkür Mektubu Örneği-Türkçe
İşimi Arıyorum

Alfa Yayınları, 2005, 139 sayfa
Selma Altın
“Gerçek, bazen görünenden farklı olarak bizim başka bir yöne bakarken kaçırdığımız olgu ya da olaylardır.
İşimi Arıyorum’u küçük ayrıntı gibi görünen ama aslında büyük etkilere sahip olan bazı noktalara iş arayanların ve işverenlerin dikkatlerini çekmek amacıyla kaleme aldım. ‘Tüketicinin Elkitabı’ kıvamındaki bu kitapla, istihdam politikalarını amatör ruhla yorumlamak istedim.
Kendi yaşadıklarıma ek olarak çevremde yaşananlardan da yola çıkarak işgücü piyasasındaki gerçeklerin altını çizmek, benzer olayları yaşayanların hislerine tercüman olmak amacım…
Büyük şirketlerin, hatta holdinglerin bile insan kaynakları konusunda yaptıkları yanlışları, düştükleri yanılgıları ve tüm bunların sonuncunda ortaya çıkan, yaşanmış trajikomik olayları bulacaksınız bu kitapta.
Okurken kimi zaman aynı şeylerin sizin de başınızdan geçmiş olduğunu düşünüp acı acı gülümseyecek, kimi zaman da duyduklarınıza inanamayarak şaşıracaksınız.”
Organizational Behavior: Foundations, Reality and Challenges

South-Western College Pub, 2005, 768 Sayfa
James Campbell Quick
Debra L. Nelson
Değişen iş yaşamında, işletmeler içerisindeki çalışanların etkileri ve başarılı takımlar kurmanın önemi gün geçtikçe önem kazanıyor. Organizational Behaviour, işletmelerde oluşturulan takımlar ve bu takımları oluşturan çalışanlar hakkında varolan tüm yeni görüşleri bir araya getiriyor.
Organizasyonları oluşturan çalışanların bireysel davranışlarını ve organizasyon işleyişleri içerisindeki grup dinamiklerini konu alan Organizational Behaviour’da, iş yaşamı içerisinde kendisine bir yer bulan herkesin ilgisini çekecek konular mevcut. Çünkü toplumun hemen hemen tüm sosyal yapılarını içinde bulunduran organizasyonların devamlılıkları için, hem birey olarak hem de takım içerisindeki varlıklarıyla çalışanların anlaşılması gerekiyor.
Organizational Behaviour’da bulunabilecek temel başlıklar arasında motivasyon, liderlik, takım çalışması, politik davranış ve iletişim sayılabilir. İşletmeler içerisinde sürekli gelişim ve değişim içinde bulunan insan davranışı yönetimindeki yeni yaklaşımlar, fikirler, teoriler ve yetenekler Nelson ve Quick tarafından bu kitapta bir araya getirilmiş.
İçerik
* Bölüm 1. Giriş
* Organizasyonel Davranış ve İmkân
* Yöneticilerin İtirazları
* Bölüm 2. Bireysel Süreçler ve Davranış
* Kişilik, Anlayış ve Nitelik
* Tutumlar, Değerler ve Etik
* İş Motivasyonu
* Öğrenme ve Performans Yönetimi
* Stres ve İşte Mutluluk
* Bölüm 3. Kişilerarası Süreçler ve Davranış
* İletişim
* Takımlar ve İş Grupları
* Bireysel ve Grup Kararları Oluşturmak
* Güç ve Politik Davranış
* Liderlilik ve Model Olmak
* Çatışma ve Görüşme
* Bölüm 4. Organizasyonel Süreçler ve Yapı
* Görev ve İş Tanımları
* Organizasyonel Tasarım ve Yapı
* Organizasyon Yapısı
* Kariyer Yönetimi
* Değişim Yönetimi
Dudaktan Kalbe Kitabı Kısa Roman Özeti
Yazan: Kadir 24 Aralık 2009 Perşembe
Kategori: Kitap Özetleri
Dudaktan Kalbe Kitabı Kısa Roman Özeti
Saip Paşa, İzmir’in tanıdığı, sevdiği bir kimsedir. Zaman zamanda Belediye Başkanlığına seçilir. Bir yeğeni vardır: Hüseyin Kenan. Dayısının zoruyla mühendis çıkmıştır. Çocukluğunu Bozkaya bağlarında geçiren Hüseyin Kenan, annesinin dükkanını satıp Avrupa’ya gittikten sonra, müzikteki kabiliyetini önce Batı dünyasına , sonra, buradaki Batı hayranlarına kabul ettirmiştir. « Şark leyliyyeleri» diye çevrilen «nocturnes orientales» tarzındaki parçalarıyla şöhret yapmıştır. Güzel keman çalar. Dayısının ısrarlarına dayanamayarak birkaç ay için, çocukluğunun geçtiği şehre, İzmir’e gelir. Dayısı Saip Paşa, vaktiyle haylaz bir oğlan diye bildiği Hüseyin Kenan’la şimdi övünmekte, ziyafetler tertip ederek bu genç yaşta tanınmış besteciye yakınlığını göstermekten zevk duymaktadır. Bütün bu şatafatlı alemlerden sıkılan Hüseyin Kenan. Bozkaya’ya giderek dinlenmek ister. Artık eski sefalet günlerinin yerini nisbeten ferahlı bir hayat almıştır. Bozkaya’da, küçük «kınalı yapıncak»la tanışır. Lamia, hafif çilli yüzünden dolayı Hüseyin Kenan’ın kınalı yapıncak dediği kız, annesini, babasını kaybedence, oraya, amcasının yanına gelmiştir. Hüseyin Kenan, evli bir kadın olan Nimet Hanım’a kur yaparken dedikoducu ve dar bir çevre olan semt insanlarına karşı, Kınalı yapıncağın varlığından epey faydalanır. Her gittikleri yere onu da beraber götürürler ve böylece dedikoduları önlerler. Lamia bu macerayı bilir ve Nimet Hanım evli olduğu için de Hüseyin Kenan’a acır. Hayalinde çocukça, çok acıklı bir macera yaratır. Bunun alelade bir aşk hikayesi olduğunu anlayınca fena halde kırılır. İnsanlara, hele çok sevdiği ve gizli gizli kemanını dinlediği Hüseyin Kenan’a karşı bütün güvenini kaybederb bir gece yarısı Hüseyin Kenan, son eserine çalışırken bahçede bir hayal gördüğünü zanneder. Yakaladığı zaman bu beyaz hayaletin, gecelikle dolaşan Lamia olduğunu hayretle görür. Lamia, onun kemanını delice sevmektedir. Böylece, aralarında tuhaf, gizli bir gece arkadaşlığı başlar. Hüseyin Kenan onun gelip çalışmasını dinlemesine müsaade etmiştir.
Yaz bitince, Kenan, İstanbul’a, Prens Vefik Paşa’nın Rumelihisarı’ndaki yalısına nakletmiştir. Niyeti kendisine pek bağlı görünen Prenses Cavidan’la evlenmektir. Prenses Mısırdayken, Hüseyin Kenan, yeniden İzmir’e döner. Kınalı yapıncakla, sıca bir yaz günü, havuz başında buluşurlar. Lamia çok güzel bir kız olmuştur. Kızın duygululuğu Hüseyin Kenan’a dokunur. Aralarında aşka benzer, sevdaya benzer bir yakınlık hasıl olur. Kınalı yapıncak, geceleri odasını içeriden kilitler, pencereden bahçeye atlayarak Hüseyin Kenan’ların bahçesine geçer, saatlerce dolaşırlar, uzun uzun konuşurlar. Fakat bir eğlenti gecesi, herkesin dışarıda olduğu bir sırada, bağ köşkünde, Hüseyin Kenan nihayet zayıf davranır, yenilir ve Lamia’yı elde eder. Ayrılırlarken ertesi gün annesinin resmen gelip kendisini isteyeceğini bilirdi. Ama ertesi gece, hayatını kendi elleriyle mahvettiğini düşünmekten gelen bir buhranla yatağa düşer.
Birkaç gün kendini bilmeden yatar. Lamialarda İzmir’e inerler. Genç kız Kenan’ın vazife hissinden gelen evlenme teklifini kesin olarak reddeder.
Hamileliği üç ayı bulunca artık durumunu gizleyemiyeceğini düşünerek eniştesinin tabancasını alıp intihara kalkışır. Lamia’yı ölümden kurtarırlar ve Kütahya’da bir akrabanın yanına yollarlar. Hayli ıstırap içinde geçen günlerden sonra, Mebrure adını verdiği kızını orada doğurur. Maceralı günlerden sonra bir binbaşıyla evlenir. Bu sırada kocasının yeğeni doktor Vedat sürgün olarak Kütahya’ya gelir. Kenan’ın Prenses Cavidan’la evlenişini Lamia ondan öğrenir. Vedat’la aynı odada bir kömür çarpmasına uğramak Lamia’ya yeni bir felaket getirir. Kocasından ayrılır. Vedat onu almak isterse de kız reddeder. Kızıyla İstanbul’a, Beylerbeyi’ne gelir. Kısa bir zaman sonra doktor Vedat da İstanbul’a döner. Bir gün muayenehanesinde Lamia’yla Hüseyin Kenan’ı birbirlerine tanıştırırken onların zaten tanıştıklarını hatırlar. Hüseyin Kenan, Lamia’yı sevdiğini geç farketmiş, evlilik hayatında mesut olmamıştır. Vedat’ta misafir olduğu bir gece bütün üzüntüsünü kemanına söyletir. Yine Vedat’ı muayenehanesinde ziyarete gittiği bir gün onun Lamia’yla evleneceğini öğrenir. Vedat Kınalı yapıncakla evlenir. Hüseyin Kenan da intihar eder.
Kişiler ve Karakteristik Özellikleri:
Kenan Bey: Duyguları ve istekleri hayatını yönlendirmiş bir kişi. Romantik değil. Müziğe karşı hevesli bir mühendis. Bir anlık zevk için genç bir kızın hayatını zehir edebilecek, onunla evlenmeyecek karakterde bir kişiliği var. Gerçekçi değil; acımasız, yüreksiz. Daha sonraları yaptığı hataları anlayarak kendine kahrediyor. Düşündüklerini de gerçekleştiremiyor. Çaresizliklerle hayatına son veriyor.
Lamia Hanım: Romantik ve aşırı duygusal bir kişiliği var. Hayalperest. Hayatın gerçeklerini acı anılarla birlikte öğreniyor. Saf, temiz ve çok iyi yürekli bir kadın; Kenan’ı da çok seviyor. Annesini ve babasını kaybettikten sonra amcasının anında kalıyor. Hayatta yüzü hiç gülmemiş, gerektiğinde birçok acılara göz yummuş sevdiği insan için.
Vedat Bey: Günlük hayatta rastladığımız iyi yürekli bir insan. Lamia’yı seviyor ve sonunda onunla evleniyor. Romantik sayılabilir. Ama gerçekçi değil. Mesleğinde başarılı bir doktor.












